EMİR TARCAN’IN DEMOKRASİ ANLAYIŞI

Siyasette bazı dönemler vardır; ne söylense boş, ne savunulsa kifayetsiz kalır.
Ne açıklama tatmin eder, ne suskunluk durumu kurtarır.
Kapaklı’da yaşanan dilekçe tartışması da tam olarak böyle bir dönem.

Demokrasiden bahsedip arkadan başka hesaplar yapmak…
Liyakat deyip işine gelince görmezden gelmek…
Eşitlikten söz edip uygulamada “kişiye özel muamele” yapmak…
Bunlar artık kimseyi şaşırtmıyor.

Ama bazı uygulamalar var ki, bırakın şaşırtmayı, “Bu kadarına pes!” dedirtmekle kalmıyor,
Kapaklı’nın sokaklarında insanların sabrını da zorluyor.
Çünkü mesele artık bir iddia olmaktan çıkmış,
siyasetin nasıl yapıldığına dair bir turnusol kâğıdına dönüşmüş durumda.

Yerel seçim sürecinde CHP Kapaklı’da aday adaylarından “her ihtimale karşı” istifa dilekçeleri alındığı iddiaları uzun süredir ortada dolaşıyor, konuşuluyor, tartışılıyor.
“Öyle mi oldu, böyle mi oldu?” demeye bile gerek yok artık; Kapaklı halkı bu konunun gölgesinde.

Tamam… Diyelim ki bu yapıldı.
Diyelim ki bu, parti içi disiplin adına düşünüldü.
Diyelim ki bütün adaylara eşit şekilde uygulandı.
Diyelim ki ortada bir prosedür vardı, bir düzen vardı, bir kararlılık vardı.

Peki madem öyle…
O zaman soru şu :   “İbrahim Arslan başka partiye geçince neden o dilekçe işlem görmedi?”

Bu soru artık fısıltı değil;
yüksek sesle, cesaretle, öfkeyle soruluyor.

Kapaklı’da geçeni bilen biliyor,
duyan duyuyor,
sokağın nabzını tutan anında hissediyor:
Bu olayın çevresindeki sessizlik, olayın kendisinden bile büyük.

Kapaklı’da herkesin sorduğu bu soruya bir de başka sorular ekleniyor.
Çünkü ortada öyle bir sessizlik var ki, insanın aklına ister istemez şu ihtimaller geliyor:

Yoksa İbrahim Arslan’ın tepkisinden mi çekindin?
Bir meclis üyesinin göstereceği olası tepki, alınmış bir kararı uygulamaktan daha mı ağır geldi?
“Gürültü çıkar, sorun olur, kriz çıkar” diye mi geri adım atıldı?

Yoksa asıl mesele daha farklı mıydı?

İbrahim Arslan’ın meclis üyeliği düştüğünde onun yerine gelecek olan 1. sıra yedek meclis üyesi Turgay Han’ın koltuğa oturmasından mı korktun?
Bu ihtimal birilerini rahatsız mı etti?
Olası bir koltuk değişimi, parti içinde dengeleri mi sarsacaktı?
Yoksa o koltuğun yeni sahibinin siyasi ağırlığı mı bazı hesapları bozuyordu?

Kapaklı halkı bunları sorguluyor, çünkü cevap yok.
Sorular çoğalıyor, ama kapalı kapılar ardındaki sessizlik büyüyor.

Bir kararın uygulanıp uygulanmaması, tamamen kişilere göre değişiyorsa,
orada demokrasi değil, hesap kitap siyaseti vardır.
Ve bu şehir artık bunun farkında.

Kamuoyu da şu gerçeği açıkça görüyor:
Bir dilekçeyi işleme koymak için bile tereddüt yaşanan bir yerde, gerçek demokrasi işlemiyor.