Emir ve Ablası

Geçen hafta kaleme aldığımız yazı, bazı belediye meclis üyelerine peşinen istifa dilekçeleri imzalatıldığı iddialarını gündeme getirmişti. Bu yazı, bazılarını o kadar rahatsız etmiş ki, sahneye hemen fake hesaplar çıktı. Paylaşımlar anında yayıldı: “İddialar asılsız, endişeye gerek yok.”

Siyasetin dijital çağında artık refleksler belirli: Önce saldır, sonra soru sor. Önce dezenformasyon, sonra açıklama. Önce sosyal medya, sonra gerçek. Ama gazetecilik bu reflekslere teslim edilemez. Biz, sahte hesapların ve yalan paylaşımların arkasına saklanmadan, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.

Yazımızın ardından bazıları, bazılarının alıştığı şekilde gazetecilik yapmak ile bizi kategorize etmeye çalıştı. Anlaşılan kendi dünyasında herkesin haberleri onay alacak şekilde yapması gerektiğini sanıyor. Bizim işimiz ise doğruyu yazmak, soru sormak ve kamuoyunu bilgilendirmek. Memnuniyet değil, sorumluluk esasımızdır.

İşin ilginç ve rahatsız edici tarafı, yazımızı gördükten sonra Emir Tarcan’ın konuyu “abla” dediği Büyükşehir Belediye Başkanı’na şikayet etmesi oldu. Ardından, Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği reklam listelerinden ismimiz çıkarıldı. Açık ve net: Bu, gazeteciliğe karşı doğrudan bir baskıdır. Ama şunu herkes bilmelidir; biz reklam veya siyasi onay için yazmıyoruz. Gazetecilik, etik olmayan baskılara boyun eğmek için yapılan bir iş değildir.

Siyaset her zaman oyunlarla doludur, baskılar her zaman olacaktır. Ama gazetecilik, rahatsız edici olmayı göze alır. Doğruyu yazmak, soru sormak ve kamuoyunu bilgilendirmek, tek kriterimizdir. Sahte hesaplar, sosyal medya manipülasyonları veya kişisel şikayetler, gazeteciliğin rotasını değiştiremez.

Ve evet, bazıları rahatsız olabilir. Bu normal. Ama gazetecilik rahatsız etmeyen bir iş değildir. Gazeteci gerektiğinde iğneler, gerektiğinde sert olur ve daima dik durur. Kimi zaman kısa bir tweet, kimi zaman bir köşe yazısı, bir refleksi tetikler; ama gazetecilik, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu asla terk etmez.

Bizim çizgimiz açıktır: Bağımsızlık, doğruluk ve dik durmak. Sahte hesaplar, asılsız paylaşımlar, yandaş refleksler ve reklam kesintileri gazeteciliği durduramaz. Gazeteci, gerektiğinde sivrilebilir, gerektiğinde iğneler; ama hiçbir zaman yolundan dönmez, dik durur ve gerçekleri yazmaya devam eder.