45,1829$% -0.03
53,1686€% 0.19
61,7102£% 0.24
6.687,74%-0,41
10.848,00%-0,09
43.239,00%-0,25
4.622,48%0,01
14.442,56%0,92
45,1829$% -0.03
53,1686€% 0.19
61,7102£% 0.24
6.687,74%-0,41
10.848,00%-0,09
43.239,00%-0,25
4.622,48%0,01
14.442,56%0,92
ÂDÂB-I MUÂŞERET
Kısaca, bizim Osmanlı’dan bu yana günlük hayatımıza tatbik ettiğimiz görgü kuralları. Kimisi günümüze kadar geldi. Bazılarını ise “gereksiz” gördüğümüz için sosyal yaşantımızdan çıkardık. Şöyle bir hatırlayalım mı, nelerdi bunlar?
Erkek, sokakta tanıdık bir kadın gördüğünde, kadın selam vermez ise selam vermez, hâl-hatır faslına hiç girmezdi. Yine karşılaşmalarda kadın el uzatmaz ise, erkek tokalaşmak için el uzatmadı. Cinsiyet fark etmeksizin, tokalaşmalarda eldiven var ise çıkarılır, konuşmanın devamında güneş gözlüğü var ise, gözden alınırdı.
Erkeksiz eve, erkek misafir gitmez, zorunda kalırsa da çok fazla oturmazdı. Kadın senli-benli konuşma üslubuna geçmeden erkek geçmez, telefon konuşmalarında arayan kapatmadan, aranan kapatmazdı.
Yemeğe davet edilen kişi, ikram edilen parçalardan en büyüğünü almazdı adap gereği mesela. Sofraya gelecek bir kişi var ise o beklenir, gelmeden başlanmazdı. Büyüklerle konuşurken bir şey sorulursa söylenir, aksi çiğlik sayılırdı. Üst makama yazılırken arz, alt makam ile ilişkilerde rica edilirdi. Laf büyüğün, “Sus” küçüğündü.
Şimdi ben bunları neden anlattım? “Efendim, insanlar çok bozuldu, büyüğe saygı kalmadı…” diye başlayıp baş ağrıtmak için değil, merak etmeyin. Toplumumuzdaki o sosyal çürümeyi, aklı başında olan herkes görüyor artık ve çoğunluğun umurunda değil. Umurunda olanlar içinse bazı tespitlerim var. Onlar da şu minvalde; artık bu kurallara yenilerini eklemenin zamanı geldi.
İletişim özellikle hassas olduğum bir konu olduğu için, ilk aklıma gelenler bu hususta. Örneğin bir kişiye ileti göndermişsiniz, mavi tik de olmuş diyelim. Herhangi bir geri dönüşü yok. Üstüne üstlük arada da çevrim içi olduğunu görüyorsunuz. Bu normal bir şey midir? Bunun bir usulü, bir adabı olmamalı mı? Ya da şöyle sorayım, bu cevapsızlıktan ne anlamalıyız? Ben seni dikkate almıyorum mu demek istiyor kişi. Yoksa, seni gördüm ama senden daha önemli işlerim var kusura bakma mı? En kötüsü de ne biliyor musunuz, günlerce bir geri dönüş olmuyor ve yüz yüze karşılaştığınız ilk seferde “Ay sen bana yazmıştın dimi yaaa.” Sanki ona yazarak sen bir kabahat işlemişsin gibi bir hava oluşuyor ve bunu diyen kişinin yüzü bile kızarmıyor.
Telefon aramaları da aynı şekilde… Bir arkadaşım var. Aramalara dönmez genelde. Konuyu defalarca konuştuk. Ben kırgınlığımı dile getirdim. Yok, meseleyi aşamıyoruz. Konu genelde şu şekilde ilerliyor. Ben onu arıyorum, telefon açılmıyor, gün içinde geri dönüş olmuyor, bir hafta geçiyor aradan ses yok ve on gün sonra bir mesaj sesi “Hani be Adaş, unuttun beni, görüşemiyoruz…” Ay Allah’ım, çıldıracağım.
Bence buradan başlamalıyız. Bu yazılı olmayan bir toplumsal kurala bağlanmalı. Haddim olmayarak da bir öneri vereyim. “Yazılı iletilere ve aramalara aynı dün içinde mutlaka geri dönüş yapılmalıdır!”
Bir diğer konuşulması gereken konu da şudur; misafirlik ve aile davetleri. Hatırlarsınız, eskiden “çat kapı misafir” diye bir tabir vardı. Akşam vakti her an evinize misafir gelebilirdi. Bu sebeple, eviniz her zaman toplu ve temiz olmalıydı. Hatta bu günler için, kapısı her zaman kilitli duran bir misafir odanız olurdu. Şimdi kadınların iş yaşamına dahil olması, meşguliyetleri vesaire derken, bu misafirlik tipi ortadan kalktı. Artık gün evvelden randevulaşmak gerekiyor. Eyvallah, bunu anlarım. Ama bir de aralarında bir şifreleme ve kripto sistemi geliştirmişler. “Sizi salı akşamına çaya davet ediyoruz.” Bu şu demekmiş, “Akşam yedi gibi bize, “tok” gelin, çay olacak ikramda ve yanında ufak atıştırmalıklar sunulacak.”
Ama eğer o akşam bize “yemeğe” gelin denir ise, o şu demekmiş, “Aç” gelin, birlikte yemek yiyeceğiz, sonrasında çay-kahve faslı da olacak.
Mesela çocuğunuz olduktan sonra ve ev aldıktan sonra zinhar kimseyi konuk olarak evinize çağırmamalısınız. Çünkü artık bu günümüzde, “bize gel ve gelirken de hediye getir,” demekmiş.
Size bir şey söyleyeyim mi, hepsi samimiyetsizlik ve saçmalık. Karnımın açlığını söyleyemeyeceğim eve misafir de gitmem ben. Çağımın bu kurallarını asla kabul etmiyorum.
Ablama gideceğimiz zaman özellikle arayıp söylüyorum, “Abla hafta sonu evdeyseniz size geliyoruz, sen paçangayı çok güzel yapıyorsun, yap da yiyelim,” diye.
Ve dostlarım tarafından bu emrivakinin bana da yapılmasını isterim.
Aksi hâlde çok da gerek yok görüşmeye.
“Ciddiyet Kaybının Adresi: Kapaklı Belediye Meclisi”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.