45,1829$% -0.03
53,1686€% 0.19
61,7102£% 0.24
6.687,74%-0,41
10.848,00%-0,09
43.239,00%-0,25
4.622,48%0,01
14.442,56%0,92
45,1829$% -0.03
53,1686€% 0.19
61,7102£% 0.24
6.687,74%-0,41
10.848,00%-0,09
43.239,00%-0,25
4.622,48%0,01
14.442,56%0,92
EN BÜYÜK MARATON: HAYAT
Hayatı uzun soluklu bir koşuya benzetmek hiç de zor değil. Çünkü ömür dediğimiz şey, bir yerlere yetişme telaşıyla, birileriyle – çoğu zaman da kendimizle – yarışarak geçiyor. Koşarken yoruluyoruz, kırılıyoruz; bazen de yarıştan kendi isteğimizle çekiliyoruz. Kimi zaman daha çok yolumuz var sanırken, bitiş çizgisi aniden önümüzde beliriyor.
İşte bugün tam da bunu konuşmak istiyorum: Bu maratonun ne kadar uzun olduğu değil, nasıl koşulduğu… Ve her şey bittiğinde geride ne bıraktığımız.
Birkaç hayat üzerinden ilerlersek, demek istediğim daha net anlaşılacak.
Bülent Ecevit.
Amcam değil, sanılanın aksine… Evet, Bülent Ecevit adında bir amcaoğlum var ama siyasetçi değil. Bu gereksiz parantezi kapatıp asıl meseleye dönelim.
Nam-ı diğer Karaoğlan. Yıllarca siyaset yapmış, İnönü’den aldığı bayrağı taşıyabilmiş, halkın gözünde “temiz adam” imajını koruyabilmiş bir lider. Ülkedeki pek çok siyasi figürden farklı olarak, dürüstlüğüyle anılan bir isim.
Ve Kıbrıs…
Ülkenin en keskin virajlarından birinde, doğru kararlar alabilmiş; kriz yönetimini başarıyla yürütmüş; “Milliyetçiliği duvarlara değil, Kıbrıs’ın Beşparmak Dağları’na yazdık” diyebilen bir vatansever. Yer yer “Kıbrıs Fatihi” diye anılması boşuna değil.
Buraya kadar tablo parlak. Maraton dolu dizgin devam ediyor.
Peki burada koşudan çekilebilir miydi? Evet. Çekilebilirdi. Ve bu karizma, bu imaj, arşivlerde tertemiz kalabilirdi.
Ama öyle olmadı.
99 Depremi onun dönemine denk geldi. Ardından “Bize bunu neden verdiler ki, şimdi anlamadım” dediği Apo meselesi… Yetmedi, 2001 krizi. Yüzüne Anayasa da fırlatıldı yazarkasa da. Titreyen sesiyle kameraların karşısına çıktı ve ülkenin ekonomik tansiyonu bir anda altüst oldu. Hatırlıyoruz.
Daha sonra yürüyemez hâlde televizyonlara çıktı. “Altını bezliyorlar” söylentileri dilden dile dolaştı. Ve Kıbrıs Harekâtı’nı bilmeyen kuşakların hafızasında, o büyük lider bu görüntülerle kaldı.
Maratonun son düzlüğünde yavaşladı, yavaşladı… ve sonunda yere yığıldı.
Böyle olmak zorunda mıydı? Hayır. Tadında bırakmak da bir tercihti. Ama o devam etmeyi seçti. Ve hafızalara bu şekilde kazındı.
Bugünün şartlarıyla Ecevit’i yargılamak gibi bir niyetim yok. Zaten siyasetten de zerre haz etmem. Burada anlatmak istediğim şey, yazının asıl meselesi: yolculuk.
Bir başka örnekle devam edelim.
Tanju Çolak.
Çok başarılı bir futbol kariyeri vardı. Kimi eleştirmenler ona “beleşçi” dese de, istatistikler başka şey söylüyordu. Sonra 1990 yılı… Bir Mercedes aldı. Hakkında şikâyet oldu, tutuklandı. Araç yasadışı yollarla ülkeye sokulmuştu. Dokuz yıl istemle yargılandı, 23 ay hapis yattı.
Bu bile yükselen grafiğini aşağı çekmeye yetti. Maraton sekteye uğramıştı. Bir daha da aynı ivme yakalanamadı.
2017’de “suç örgütü üyeliği” iddiasından beraat etti. Ama belki de adını son duyduğumuz haber buydu. Belleklerden sessizce silindi. Futbolundan çok, bu hikâyelerle hatırlandı.
“Suçluydu–suçsuzdu” tartışması değil meselem.
Asıl soru şu: Güzel başlayan bir maraton neden böyle devam etti?
Evet, hayat her zaman güllerle gelmez. Bazen sert bir çelme takar. Ama insan yine de ayağa kalkıp, silkinip, aynı kararlılıkla koşamaz mı?
Demek ki bu uzun koşuda bazı şeyler tercih ve irade meselesi.
Son bir örnek: Naim Süleymanoğlu.
Bulgaristan’da bir Türk olarak hayata başla. Baskının, zulmün en sert yaşandığı dönemde yetiş. Anayurda gel. “Yapılan zulmü dünyaya duyuracağım” diyerek çalış. Halterde sayısız madalya kazan. Ama alkol yüzünden hayata veda et. Ardından “Son zamanlarında alkolikti” denilsin.
Toparlayalım.
Başlangıcını çoğu zaman bizim belirlemediğimiz bu koşu yolu; başarılı olmasa bile, temiz koşulması ve aynı temizlikle bitirilmesi gereken bir maraton. Düşsek de, yorulsak da, defalarca ayağa kalkmak ve aynı saflığı koruyarak durmadan devam etmek zorundayız.
Nasıl ve nerede biteceğini bilmeden…
halukecevit@gmail.com
EĞİTİM AKADEMİSİ VE ÜLKENİN ZİHİNSEL EGEMENLİĞİ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.