DOLAR

45,1829$% -0.03

EURO

53,1686% 0.19

STERLİN

61,7102£% 0.24

GRAM ALTIN

6.687,74%-0,41

ÇEYREK ALTIN

10.848,00%-0,09

TAM ALTIN

43.239,00%-0,25

ONS

4.622,48%0,01

BİST100

14.442,56%0,92

DOLAR

45,1829$% -0.03

EURO

53,1686% 0.19

STERLİN

61,7102£% 0.24

GRAM ALTIN

6.687,74%-0,41

ÇEYREK ALTIN

10.848,00%-0,09

TAM ALTIN

43.239,00%-0,25

ONS

4.622,48%0,01

BİST100

14.442,56%0,92

a
ff
ff
Güncellenme - Aralık 10, 2025 14:01
Yayınlanma - Aralık 10, 2025 10:08

ENTRİKALI DOLAP KOMEDYASI

ff
ff

ENTRİKALI DOLAP KOMEDYASI

Dün akşam, Çerkezköy Kent Konseyi Tiyatro Topluluğu’nun hazırlayıp oynadığı “Entrikalı Dolap Komedyası” adlı oyunu, ikinci kez izledim Saray’da. Takip edenler hatırlayacaktır, ilki Çerkezköy’deydi.

Neden ikinci sefer gittim, çok mu beğendim. Evet, çok beğendim. Öncelikle şunu söylemem lazım, aradığım şey bir “olağanüstülük”ten ziyade, “samimiyet”ti. O da bu oyunda fazlası ile vardı. Bir kere düşünsenize, her çocuk oyuncunun ebeveyni de aynı oyun içinde bir oyuncu… Bu bile, duyduğunda insanın içini sıcacık yapan bir ayrıntı bence!

Oyunun yönetmeni ve başrol oyuncularından sevgili dostum Volkan Kuru eleştirel bakışıma ve gözlemlerime güvendiği için olacak, oyun sonrası ayrıntılı bir değerlendirme istedi benden. Bu sebeple, yazının içerisinde, hemen her oyuncuyu tek tek değerlendirmem de gerekebilir. Umarım bu sizi bunaltmaz.

İsminden de anlaşılacağı gibi oyun, sahnedeki dekorlardan biri olan dolabın etrafında gelişiyor. Eski kocasından ayrılmış olan Mübeccel’in annesinin ölümü ile başlayan olaylar, işin içine hırsızların girmesi ile oldukça renkleniyor. Eski koca, komşu teyze, komşunun yaramaz oğlu, ev dekorasyoncuları derken, oyunun bir deniz misali alçalıp yükselen temposu başlıyor. Oyunda dikkat çeken özelliklerden biri de bu. Oyun bazen o kadar durağanlaşıyor ki “inşallah böyle devam etmez” dediğiniz anda, olay örgüsünün akışı ya da dahil olan bir oyuncu ile işler bambaşka bir yere evriliyor ve her şey tekrar coşup rekleniyor. Kısaca, oyunun kendine has bir ritmi var diyebiliriz.

Biz edebiyatçılara her zaman söylenen bir şey vardır. “Bir okuyucunun, abi çok iyi olmuş, harikasın, çok etkilendim, muhteşemsin,” demesi sana hiçbir fayda sağlamaz. Senin yanlışlarını söyleyecek biri lazım sana ki kendini bir “tık” daha yukarı çekebilesin. O yüzden kızmak darılmak yok. Oyunun fotoğrafını çekip hep birlikte bakalım ve kendimizi görelim sanatın aynasında.

Melek ve Şeytan… İki çocuk oyuncumuz. Melek olan erkek, çok iyi bir ezbere sahip, tartışılmaz. Konuşması yok akıcı, lakin “aman ezberimi unutmayayım,” telaşı ile olacak, cümlelerinin sonlarını çok fazla yuvarlayıp birbirine bağlamaya çalıştığı için, bazen sözcükler kaybolabiliyor. Aslında biraz yavaşlaması lazım bence. Tane tane ve daha vurgulu tonlasa repliklerini, onun için daha faydalı olabilir. Bahtı açık olsun, umarım başarısı artarak devam eder.

Şeytan kızımız bir harikaydı. Rolünün hakkını verdi. Sahneye hâkim, diksiyonu oldukça yerinde ve tabii ezberi de kuvvetli… Bir de Allah vergisi bir sempatisi var. O da ileride oyunculuk kariyerinde bir hayli önünü açacaktır. Aynı zamanda diğer bir rolü de eve gelen yaramaz komşu çocuğu. İkisinin de üstesinden başarı ile geldi. Oyunun sonlarına doğru kısa süreli olarak repliğini unuttuğu bir an vardı. O kadar mahcup oldu ki o anda seyirci alkışı basmasaydı onunla birlikte hepimiz ağlamaya başlayacaktık. İnsanların bir işi yaparken mahcup olabilmeleri de başarılarının bir basamağıdır diyebiliriz. Ve şeytan kardeşim, şu cümlen uzunca bir süre hafızamda kalacak “İyilik, vicdanlarınıza sıktığınız pahalı bir parfümdür sadece.”

Ve Mübeccel, oyunun ana karakterlerinden biri. Oyunun felsefesindeki iyi-kötü savaşının bütün yaralarını üzerinde barındıran kadın. Açıkçası enerjine hayran kaldım. Sıradan Çinko-Karbon pillere inat, coştukça yükselen enerjin ile oyunun lokomotiflerinden biri oldun. Ezber metinlerin oldukça fazla olmasına rağmen, “bıcır bıcır” tavrını hiç kaybetmeden, durmadan yorulmadan evin hanımını oynamaya devam ettin aynı enerji ile. Oyunun ortalarında unutulan replik biraz canınızı sıktı, evet ama orasını da ustalıkla kamufle ettiniz, hiç merak etmeyin. Sadece bir eleştiri getirmek isterim, oyunun tansiyonun arttığı anlarda, repliğiniz çok hızlı akarken, cümlelerin sonunda sözcükler kaybolabiliyor, Melek de olduğu gibi… Oysa, normal zamanlarda telaffuzunuz gayet iyi.

Volkan Abi… Trakyalı Irsız… Sana bu yazıda bir paragraf değil, başlı başına bir metin yazmak gerekir. Bence oyunun mihenk taşı sendin. Ekibi motive eden, kriz yönetimini sahiplenen, sahadaki enerjinin ve sinerjinin bir an olsun düşmesine izin vermeyen güzel adam. Kapının çalınma sesi unutulunca oluşan sessizliği, sahne arkasına doğru gidip “Du bakalım bea, belki şindi kapı çalar,” diyerek ustalıkla durumu kurtarman takdire şayandı. Ve daha birçok şey… Seni tüm oyunculuğunla değerlendirecek bir yazı yazmak şart oldu, haddim olmasa da… Ama hakkında son birkaç cümle daha edebilirim. Normal, sırası geldikçe repliklerini söyleyen bir oyuncu olsan sadece, bu kadar güldürmez ve alkış almazdın. Çok dikkat ettim oyun boyunca, sen osun. Yani eve giren o hırsızsın. Karakter, bütün hareketlerine sirayet etmiş. Söyleyecek sözün olmadığı zamanlarda bile, sen elinin bir hareketi ile, kaşını bir kaldırmanla, ağzını bir büzmenle, o karakterin saflığını, iyi niyetini ve sempatisini bizlere vermeyi başardın. Şu ustalığınla da bitireyim; Oyunun oynayacağı yer itibariyle de diğer hırsız karaktere; “Ya yapiiuusun sen de kendini Küçükmanikalılar gibi…” cümlesini akışa yedirmen bence başka bir ustalık örneği idi.

Diğer Hırsız Bey. Volkan Abi ile çok iyi bir ikili olmuşsunuz şüphesiz. Sizin için de şunu düşündüm. Hani, Volkan abi oyun boyunca Trakya ağızı ile devam ediyor ya rolüne… Örneğin, nereli olduğunuzu bilmiyorum ama siz de hâkim olduğunuz bir ağız ile rolünüzü icra edebilirsiniz. O da şuradan geldi aklıma. Üzerinizdeki tulumu çıkarırken, hani çıkmadı ve kilonuz bir şaka konusu olduğunda “Bahıyolar bize yaa,” dediniz ya, işte ben onu tüm oyun boyunca devam ettiğinizi düşündüm…

Bitirim, dikiş tutmaz, eski koca. Kostümü, oynadığı karaktere tam oturmuştu diyebilirim. O tip adamlardaki o kaygısızlığı, pervasızlığı, yeri geldiğinde düzenbazlığı çok iyi verdi bize. İflah olmaz, hayır gelmez, sözüne güvenilmez ve tövbe tutmaz o bitik adam… Tebrik ederim.

  Eve gelen satıcı beyefendi. Komik mi, evet. Rol hakkıyla oynandı mı evet. Ama bir tavsiyem olacak sadece. O komikliğe biraz daha dalaverecilik, biraz    daha üçkağıtçılık eklenebilir. Yani oyuncunun beden dili ile sergilediği sempatiye, bu anlattıklarım eklenirse, daha lezzetli bir şeylerin ortaya çıkacağına eminim.

Bu arada, evin yaşlı hanımını, ninemizi unutuyorduk az daha. En zor rol onundu bence. Oyun boyunca hiç kıpırdamadı, konuşmadı en zoru da gülmedi. Oyunda cereyan eden onca şeye rağmen tepkisiz kalmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir muhakkak. O bunu hakkıyla icra etti. Maşallah, bahtı açık olsun. Dilerim ki çok daha aktif rollerde, yeteneklerinin tamamını bizlere sunarken görürüz kendisini ileride.

Aaaah, yaşlı komşu teyze. Sizi izlerken şunu düşündüm, o kadar iyi yaşlısınız, ihtiyarlık üzerinize o kadar iyi oturmuş ki, sanki siz hiçbir zaman, hiçbir yerde çocuk olmamışsınız gibi… Siz insanlık boyunca hep varmışsınız da bizim gibiler sizin etrafınızdan gelip geçmiş ve göçmüşüz hep. O kadar naif, o kadar tontondunuz. Rolünüzü ustalıkla oynayıp güldürdüğünüz kadar, seyircide de bir saygı uyandırdığınızı gözlemledim. Dilerim sağlıkla, huzurla, nice oyunlarda seyrederiz sizi daha.

Evi dekore etmek için gelip, her şeyi çalıp giden iki televizyoncu arkadaşımız. Verdiğiniz emek çok büyük. Özellikle kameraman… Rolünüzün kısalığı bir yana, hiç repliğiniz yok. Ama buna rağmen eminim ki durmadan, usanmadan her provaya geldiniz ve tüm ciddiyetinizle oyunda var oldunuz. İkinize de ekip adına teşekkürler gerçekten. Bir bütünün parçası olmak gerçekten böyle bir şey demek ki. Şunu da eklemek zorundayım; mikrofonu taşıyan arkadaşımız akış esnasında, mikrofonu bir kendine, bir karşı tarafa uzatmayı bazen atladı sanırım, o biraz donuk bir görüntü oluşturdu, daha hareketli akabilir sanki o bölümler. Birde, yine “üçkağıtçı satıcı”ya dediğimiz gibi, o kötülüğü, fitneyi, hırsızlığı biraz yüzlerinizden okusak, mesela evi incelerken, çok daha güzel olacak sanki.

Ve son olarak Polis abi. İlk sahneye girişiniz çok karizmatikti. Söylemeden edemeyeceğim. Fötr şapka, gözlükler, gerçekten etkiledi izleyenleri. Kişisel görünümünüze diyecek yok doğrusu. Sadece şunu söylemem lazım, şahsınızla ilgili değil, belki yazan da böyle yazdı bu karakteri… O rol sanki biraz ciddiyetle, absürtlük arasında sıkışıp kalmış. Yani daha ciddi olsa da güzel olacak, iyice sulandırılıp absürt bir hale getirilse de daha güzel olacak gibi… Bu bir tavsiye sadece tabii.

Oyunu yazan demişken, eminim yıllar önce yazdığı bu fevkalade oyundan sonra ne büyük ve kaliteli işler yapmıştır kim bilir. Onun da gıyabında olmak üzere tüm ekibe ve oyunculara teşekkürler. Bizleri sanata doyurdunuz, var olun! 

        

halukecevit@gmail.com

         

                 

 

 

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ÇOCUKLUĞUNA İNMEK LAZIM

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.