DOLAR

46,1116$% 0.02

EURO

53,1487% -0.94

STERLİN

61,9322£% -0.79

GRAM ALTIN

6.409,16%-3,23

ÇEYREK ALTIN

10.625,00%-2,64

TAM ALTIN

42.382,00%-2,58

ONS

4.329,50%-3,25

BİST100

13.694,19%-1,28

DOLAR

46,1116$% 0.02

EURO

53,1487% -0.94

STERLİN

61,9322£% -0.79

GRAM ALTIN

6.409,16%-3,23

ÇEYREK ALTIN

10.625,00%-2,64

TAM ALTIN

42.382,00%-2,58

ONS

4.329,50%-3,25

BİST100

13.694,19%-1,28

a
ff
ff
Güncellenme - Haziran 5, 2026 13:32
Yayınlanma - Haziran 5, 2026 13:32

SOSYAL MEDYANIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKESİ: YEME BOZUKLUKLARI ALARM VERİYOR

Modern yaşamın dayattığı kusursuz görünme isteği, sosyal medyada sürekli karşılaşılan ideal beden algısı ve artan güzellik baskısı, özellikle gençler arasında yeme bozukluklarının hızla yayılmasına neden oluyor. Uzmanlar, son yıllarda ciddi artış gösteren yeme bozukluklarının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda hayati risk taşıyan önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekiyor.

ff
ff

Modern yaşamın dayattığı kusursuz görünme isteği, sosyal medyada sürekli karşılaşılan ideal beden algısı ve artan güzellik baskısı, özellikle gençler arasında yeme bozukluklarının hızla yayılmasına neden oluyor. Uzmanlar, son yıllarda ciddi artış gösteren yeme bozukluklarının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda hayati risk taşıyan önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekiyor.

Ankara Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burçin Çolak, yeme bozukluklarının günümüzde “modern zaman hastalığı” haline geldiğini belirterek, sosyal medyanın bu süreçte önemli bir etkisi olduğunu söyledi.

Yapılan araştırmaların özellikle gençlerin sosyal medya platformlarında karşılaştıkları kusursuz beden görüntülerinden etkilendiğini ortaya koyduğunu belirten Çolak, “Sosyal medya bireyler üzerinde zayıf olma ve güzel görünme baskısı oluşturuyor. Sürekli olarak ideal beden algısına maruz kalmak, özellikle ergenlik çağındaki gençlerde beden memnuniyetsizliğini artırıyor. Bu durum zamanla yeme davranışlarının bozulmasına ve ciddi psikiyatrik rahatsızlıklara dönüşebiliyor” dedi.

Uzmanlara göre yeme bozuklukları, bireyin yemekle kurduğu ilişkinin sağlıksız hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Kişi bazen kilo alma korkusuyla yemek yemeyi büyük ölçüde kısıtlarken, bazen de duygusal kriz anlarında kontrolsüz şekilde aşırı miktarda yiyecek tüketebiliyor. Her iki durumda da kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığı ciddi şekilde zarar görüyor.

Doç. Dr. Burçin Çolak, kadınlarda yeme bozukluklarının erkeklere göre yaklaşık 10 kat daha fazla görüldüğünü ifade etti. Ancak bu durumun erkeklerde hastalığın daha az görüldüğü anlamına gelmediğini belirten Çolak, erkeklerin toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle yaşadıkları sorunları gizleme eğiliminde olduklarını söyledi.

Çolak, “Erkekler genellikle yardım istemekte daha fazla zorlanıyor. Toplumun beklentileri nedeniyle yaşadıkları problemi paylaşmaktan çekiniyorlar. Bu durum da tanı ve tedavi süreçlerinin gecikmesine yol açıyor. Geç tanı ise hastalığın ilerlemesine ve daha ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor” diye konuştu.

Uzmanların en fazla dikkat çektiği yeme bozukluklarından biri anoreksiya nervoza olarak öne çıkıyor. Bu hastalıkta bireyler yoğun kilo alma korkusu nedeniyle yemek yemeyi reddedebiliyor, çok az beslenebiliyor ya da yedikleri yiyecekleri kusarak vücutlarından atmaya çalışabiliyor. Zamanla ciddi kilo kaybı yaşayan hastalarda kalp ritim bozuklukları, hormon dengesizlikleri, kemik erimesi ve organ yetmezlikleri gibi yaşamı tehdit eden sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bir diğer önemli yeme bozukluğu ise “Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu” olarak biliniyor. Bu rahatsızlıkta bireyler özellikle stres, öfke, kaygı veya mutsuzluk dönemlerinde kısa sürede yüksek miktarda ve yüksek kalorili yiyecekleri kontrolsüz biçimde tüketiyor. Sonrasında ise yoğun suçluluk ve pişmanlık hissi yaşayabiliyorlar. Uzmanlar, bu durumun obezite başta olmak üzere birçok sağlık sorununa zemin hazırladığını belirtiyor.

Yeme bozukluklarının aileler tarafından çoğu zaman yanlış değerlendirildiğini ifade eden Doç. Dr. Burçin Çolak, hastaların isteyerek bu davranışları sergilemediğini vurguladı.

Çolak, “Aileler bazen ‘İstese yemek yer’, ‘Bilerek yapıyor’, ‘Ne var tabağını bitirse’ gibi yaklaşımlarda bulunabiliyor. Ancak yeme bozukluğu yaşayan kişiler bunu bilinçli şekilde tercih etmiyor. Bu durum ciddi bir psikiyatrik rahatsızlığın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Hastayı suçlamak yerine anlamaya çalışmak ve profesyonel destek almak gerekiyor” dedi.

Uzmanlara göre sürekli kalori hesabı yapmak, öğünlerden sonra uzun süre banyoda kalmak, aynanın karşısında bedeni sürekli eleştirmek, aşırı egzersiz yapmak, sosyal ortamlardan uzaklaşmak ve içine kapanmak yeme bozukluklarının en sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin fark edilmesi durumunda zaman kaybetmeden uzman desteği alınması gerektiği belirtiliyor.

Yeme bozukluklarının yalnızca ruhsal değil, tüm vücudu etkileyen ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çeken uzmanlar, tedavi sürecinin de çok yönlü yürütülmesi gerektiğini ifade ediyor. Hastaların psikiyatri uzmanlarının yanı sıra dahiliye, endokrinoloji uzmanları, diyetisyenler ve psikologlardan oluşan multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi öneriliyor.

Doç. Dr. Burçin Çolak, “Yeme bozukluğu sadece psikolojik bir sorun değildir. Kalp, böbrekler, sindirim sistemi, hormonlar ve bağışıklık sistemi dahil olmak üzere tüm vücut üzerinde etkileri vardır. Bu nedenle tedavi süreci birçok farklı uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirir. Erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların büyük bölümü sağlıklı yaşamlarına geri dönebilmektedir” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar ayrıca ailelerin ve yakın çevrenin süreçte büyük sorumluluk taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle gençlerde ani kilo değişiklikleri, yemek alışkanlıklarında belirgin farklılıklar, sosyal izolasyon ve beden algısına yönelik aşırı takıntılar gözlemlendiğinde profesyonel yardım alınması gerektiği vurgulanıyor.

Giderek yaygınlaşan sosyal medya kullanımının etkisiyle birlikte yeme bozukluklarının toplum sağlığı açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirten uzmanlar, bireylerin bedenleriyle barışık olmalarını destekleyen farkındalık çalışmalarının artırılmasının ve özellikle gençlerin sağlıklı beden algısı konusunda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade ediyor.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TÜRKİYE’DE RSV ALARMI: BEBEKLERİ TEHDİT EDEN VİRÜS TOPLUMDA HÂLÂ YETERİNCE BİLİNMİYOR

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.